Yakamoz İle İlgili Sözler
Gece yakamoz düşerken denize aklımda yine sen yine de sen.
Damla sakız hayallerimize yakamoz vursa, bari öyle canlansa da hayat bulsa. Ne iyi olurdu kalbe kan yine hücum etse.
Geceleri gelirdin yanıma, yakamoza bakar beraber ağlardık. Biz seninle gündüz değil, gece yaşardık sevgili.
Gece ile gün birbirlerine âşık olmuşlar, lakin kavuşamamışlar. Çünkü buluşacakları bir yer bulamamışlar bir türlü. Sonra bir gün akıllarına deniz gelmiş. Denizde buluşabiliriz diye düşünmüşler. Güneş batıp, gecenin karanlığı denizi sarınca, gün ışığı ile beraber gizlice denizin içinden gelmiş kavuşmuş gece ile. En karanlık gecede bile, denizin içten içe yanmasının sebebi işte buymuş. Birbirine dokunamayan iki aşığın buluşmasıymış yakamoz. Ümitsizliğe düşenlerde yakamoza bakıp düşünürlermiş: İmkânsız diye bir şey yok. Işık her daim var.
Deniz, Ay, yakamoz, ben, şiir, müzik ve gece.
Bir temmuz gecesi çık gel. Bir elinde deniz. Bir elinde yakamoz olsun. Bu tutsaklık böylece son bulsun. Seçil Oğuz
Ay ışığına vuruldum ben. Başka dünyaya yansa da çok zor geçen günün ardından uyurken ben. Odam hep ışıksız kalmışsa da.
Ne zaman kapatsam gözlerimi gözlerin geliyor aklıma. Uykulara rest çektim birleşmez oldu kirpiklerim ne zaman yakamoz çıksa aya benzer yüzün gelir aklıma uykulara rest çektim.
Her yer kapkara. Hayallerimse, yakamoz, yakamoz vurdum sırtıma, bir çuval dolusu. Ufkumda gözlerin. İçinde yosun kokusu. Bütün yelkenlerim fora. Yol alıyoruz yepyeni yarınlara. Nursen Ateş
Sıcak bir Aralık gecesi, ıslatır yanmış tenimi, yaklaşır o güzel bedeni, kendisi yakamoz güzeli.
En duygusal anların izahında sık kullanılan bir öge iken yakamoz, belki ayın denize sunduğu ışığın yansımasından öte bir şey değil. Bireylerin bakış açısı ve ruh hali doğrultusunda hayata bakış açılarının değişiminin en güzel örneklerinden biridir aslında Yakamoz. İçinde bulunulan ruh halinin çeşitli etkileşimleri algının esnekleşmesine ve algının genişleyip duruma uygun olana yönelmesine neden olur.
Yürü ya da koş. Dolu ya da boş. Dağlara paralel, denize yakamoz.
Gece bir başka giyer siyahını yıldızlar daha sönük olur yakamozlar başka çizer denize kendini ve hayat daha kahpe oynar oyununu sen yanımda yoksan.
Her sabah yanında uyansam. Gözlerinde yakamoz olsam. Ömrümü ömrüne doladım, bırak sende kaybolayım.
Yakamoz tutmaz ise gönlüme Ay olursun.
Gel seninle mehtaba çıkalım. Yıldızları sayarak bekleyelim sabahı. Gün batımını beraber seyredelim. Yakamoz da aşkımızı ilan edelim.
Sahil, Ay ile koyun koyuna. Yakamozlar ışıl ışıl parıldıyor. Kayalarda var sanki bir yansıma, gözleriyle uzaklara bakan bir çift.
Ay ışığında bir gece yakamozlar vururken sahile, bir ateş yaktım yüreğime, duman duman sen doldun içime.
Sen çöllerde serap gibisin, engin denizlerde yakamoz gibisin, ışığım sensin, güneşim sensin, bil ki çok özlendin.
Yakamozla her yudum çarpı iki. Her ara bölü iki. Deniz şart, dolunay şart. Her dolunayda elde bardak deniz kenarındaki masanın yolunu tutmak şart.
Ay ve yakamoz sordular seni neredesin nasıl derim terk etti bırakıp beni gitti anladılar ki aşkımız bitti.
Yağmur yağar ıslanırsın vay aman. Güneş doğar kaybolursun vay aman. Ay ışığı der durursun vay aman. Yakamozsun sen. Ahmet Kaya
Ne zaman dağlar sahili, deniz yakamozu, dünya dönmeyi unutursa, bende seni o zaman unuturum.
Gün bir gün, sevdalanmış geceye. Gece de yakamoz düşürmüş denize. O günden bugüne, geceyle gündüz ayrılmaz olmuş. Ta ki Güneş tutulup, gölge düşürene dek sevdalara.
Bir hikâye yaşandı denizlerinde gözlerinin suyu yıkayan bakışlarında yakamozlarla betonlarda sıkışan yüreğimle sevdaya hasret ruhumu.
Sahile vuran bir dalga kadar yalnızım bugün. Yakamozlar aydınlatmıyor içimin karanlığını.
Şarap gibiyiz, dolunayda yakamoz gibi, masmavi bir sahil kasabası gibi.
Deniz, yakamoz, kum, yıldızlar, iki bira, birkaç şiir, sen bir de ben. Güzel hayal di mi? harbi güzel hayal. Ama sadece hayal.
En karanlık anında gecenin, yoksunsan ay ışığından bile “Yakamoz” vardır inadına, umudun nöbet yerinde. Bir tutam ışık için, bir yudum aydınlık adına.
Ben güneşi, o dolunayı severdi. Ben geceye küskün, o gündüze kördü. Ne ben bir yakamoz gördüm, nede o gün yüzü.
Yakamoz sularda gümüşten bir iz bırakırken, gökte yıldızlar parlıyordu. Yalnız kaldığım günler ve geceler, kalbim her yerde seni arıyordu.